Anlıyorum, anlıyorum evet artık gerçekten içinde bulunduğum durumun ciddiyetini anlıyorum. İçinde boğulduğum karanlığın beni tam olarak nereye sürüklediğini bu sefer bir başkasında gördüm. Gülümseyerek yardım isteyen birinde...
Şu son bir yılda özellikle de geleceğimden umudumu tamamen kestiğim birkaç ay öncesinde bir gün bu illet beni öyle zayıf tarafımdan vurdu ki neden yaşadığımı sorgular hale gelmiştim. “Ne olur sanki?” Elimden geleni yapsam da suçluydum, pes ettiğim için de suçlandım. Güzel olamadığım için suçlandım, kilo veremediğim için dalga geçildi, uzun olmadığım için küçümsendim.
“Boşver”, “insanların ne dertleri var, seninki de dert mi?” , “ Saçmalama, abartma.” , “kafana takma”
Çok kolay değil mi bunları söylemesi? Gülüyorsun ya, mutlusun. Mutlu olduğuna inandıkları için suçlusun çünkü derdin yok ama var-mış gibi davranıyorsun. Sonra bir an geliyor hırçınlaşıyorsun, hırçınlaştığın için suçlanıyorsun.
İnsanlardan kaçıp sığındığın şeyler saçma geliyor, suçlanıyorsun. Neyi ne sebeple yaptığın kimsenin umrunda değil, olay sadece “aa sen de o ergenlerden misin?” Den ibarettir bunu bir tek sen bilmezsin.
Zor zamanında bana gel diyen insanlara uğradığında karşılaştığın ise sadece “bu muydu derdin? Bu ne ki benim şu derdim daha kötü” olur.
Ama ben bu kadarını kaldıramıyorum? Ben takıyorum? Ben yoruluyorum. Ben bu kadardan ibaretim, kendimi zorladığım o yükü kaldıramıyorum işte neden anlamak istemiyorsun?
Kendimi kapattığımı biliyorum, bir lokma yemeğe ihtiyaç dahi duymadığımı, nefes almanın bile çok zor geldiği zamanlarım oldu, bir anda güvendiğim her şey elimden gitti, geleceğim hakkında en ufak detayı bile es geçmeden planımı yapmışken bir anda koca bir boşluğun içine düştüm ben. O dönemlerde sorgulamaya başladım, psikolojisi bozuk insanları, seri katilleri, acı hayat hikayelerini araştırdım gecelerce sadece ve sadece benim acımdan daha büyüğünün yaşandığına inanmak adına. Bir yararı oldu mu? Hayır.
Bir nebze olsun inanç olmasaydı içimde şu an bunları yazabiliyor olamazdım. Şanslıyım ki yalnız değildim. Yalnızların sayısının insan sayısından çok olduğu şu dönemde yalnız kalmadım ben.
“Boşver” demediler bana, “şimdi acıyor ama biz buradayız, bize yaslan geçecek” dediler.
Bir sevgi kaybedip yerine 4 sevgi kazandım. Aylarca yaşadığım bunalımın acısını 1 günde aldılar üstümden, “sen neden bu kadar çok gülüyorsun, orada gülemedin mi hiç?”
Benim için cümlenin sonuna koyulan noktanın bile anlamı çok büyükken böylesi boğazıma yumruk gibi indi.
Bir sevgi kaybedip yerine 4 sevgi kazandım. Aylarca yaşadığım bunalımın acısını 1 günde aldılar üstümden, “sen neden bu kadar çok gülüyorsun, orada gülemedin mi hiç?”
Benim için cümlenin sonuna koyulan noktanın bile anlamı çok büyükken böylesi boğazıma yumruk gibi indi.
Ağlayarak açtığım telefonları gülmeden asla kapatmadılar mesela, saatlerce hiç önemi olmayacak meseleler için dil döktüler, insanların dalga geçtiği ne kadar özelliğim varsa sevdiler. Dünyayı yediğimden bahsettiklerinde bir onlara kırılmadım ben, bir onların yanında param yok demeye çekinmedim, ne zaman zora düşsem bir onları aradım yanımda. Şimdi bu kadar bağlanmışken kaybedebileceğim düşüncesiyle boğuşuyorum. Sevdiğim ne varsa zamanla kaybettiğim gibi.
Benim tutunacak dalım vardı, sıkı sıkı tutundum ve şimdi buradayım. Ya senin? Ne kadar yaktılar canını? Ne kadar yordular seni? Ne kadar kırıldın ki ölümü yaşamdan huzurlu bulacak kadar usandın aldığın nefesten?
Çocukluk arkadaşım, beni hiç tanımayan sırdaşım, ilk sevdiğim. O güzel gülüşünün ardına ne kadar acı sığdırdın? Sen “beni kurtarın” diye bağırırken biz dinledik ama duyamadık ya seni... En çok bunun vicdan azabı yakıyor canımı. Gidişine hak verebiliyor, seni anlayabiliyor olmak yıkıyor en çok.
Ben iki hakareti, kötü sözü kaldıramazken senin tümünü yüklenmeni beklemek acımasızlık değil de ne? Sen elinden geleni yaptın, gülüşünle binlerce kişiye umut oldun. Elini tuttuğun insanlar inandı yarınlarına, tutup kurtardın onca insanı da bir bizim gücümüz yetmedi ya senin elinden tutmaya. Umarım gittiğin yerde mutlusundur. Sen dün ölmedin, gidişinle binlerce insan açtı gözlerini yine senin sayende. Şimdi herkes melek olduğunu düşünüyor, hayır herkes melek olduğuna inanıyor. Sana en çok böylesi yakışır.
Çevrenizdeki insanların kıymetini bilin. İnsanları zalimce yargılamadan önce bir kere düşünün zira sizin 5 saniyenizi ayırıp yazdıklarınız karşınızdakilerde çok derin yaralar açabiliyor. Adım adım katil oluyorsunuz farkında değilsiniz, eliniz değil, diliniz kana bulanıyor. Kimisinin umutlarını, kimisinin özgüvenini, kiminin ise hayallerini yıkıyorsunuz. Bunun hesabı sorulmayacak mı sanıyorsunuz? Adınızın yanına yakışabilecek yüzlerce sıfat varken “adi” bunlardan biri olmamalı. Biraz insaflı olun.
Gökyüzüne emanet ediyorum seni sevdiğim. Burası sen ve senin gibiler için çok kirli, umuyorum orada bulacaksın hakkın olan huzuru. Yanına gelmek adına peşinden koşacak kadar seni seven insanlarla karşılaşacaksın orada. Burada ise sen anlatılacaksın herzaman.
“Bu dünyadan öyle güzel bir melek geçti ki gidişiyle bile çiçekler açtırdı gönüllerde, herkes gözyaşlarıyla suladı çiçeğini büyük bir özenle.”
수고했어, 종현아.
내가 늦었 기 때문에 나를 용서해 라, 미안해 진심으로.
